Vatanınızı seviyor musunuz?

Diyelim ki hiç kimse gerçekleri açıklamadı, hiç kimse eleştirmedi.
Her şey aynı şekilde devam etti.
Önümüzdeki yirmibeş yılda da elli bin Kürt çocuğu öldürüldü, yirmibeş otuz bin Türk çocuğu vuruldu...
Yüzlerce milyar lira, bomba, mermi, roket olarak havaya savruldu.
Epeyce bir para silah satışlarının komisyonu olarak onun bunun cebine girdi.
Kürtlerin anadilde eğitim yapmalarına izin verilmedi.
Sokak gösterileri sürdü.
Polisler sokaklarda insanları vurdu.
Türbanlı kızlar üniversitelere sokulmadı.
Anayasa Mahkemesi keyfince anayasayı çiğnedi.
Siyasi partiler kapatıldı.
Devletin içinde çeteler kuruldu.
Nobelli yazarlar ülkeden kaçırıldı.
Ermeni yazarlar sokaklarda öldürüldü.
Katillerle hatıra fotoğrafları çektirildi.
Üniversite önünde yapılan bombalı katliamlar “zaman aşımına” uğratıldı.
Diyelim ki bugünkü durum aynen sürdürüldü...
Eee, ne olacak?
Avrupa’nın en fakir ve en geri kalmış ülkesi olarak yaşayacaksınız.
Çok mu mutlu edecek bu sizi?
Çok sevdiğiniz “vatanınızın” gelecek yirmibeş yılı için planınız bu mu?
Aferin size, nasıl da çok seviyorsunuz ülkenizi.
Bir nebze olsun gelişmesini istemiyorsunuz.
Zenginleşmesini, özgürleşmesini istemiyorsunuz.
Vatan sevgisi diye ben buna derim işte.

“Cinayetler, katliamlar, işkenceler sürsün vatanımda” diyen vatanseverler.
Ya vatanınızı sevmeseydiniz?
O zaman ne yapacaktınız?
“İşkenceler, haksızlıklar, cinayetler, çeteler, adaletsizlikler, eşitsizlikler, zulümler dursun” mu diyecektiniz?
Siz bu “vatan sevgisi” denen şeyin ne olduğunu bildiğinizden emin misiniz?
Yoksa dindarlardan ve Kürtlerden nefret etmeyi, silaha ve orduya tapınmayı vatan sevgisi mi sanıyorsunuz?
Cumhuriyet Bayramı’nda, “başörtülü bir kızı” cumhurdan saymayan albay sizin vatanseverliğinizi mi okşuyor?
Anadolu başı örtülü, türbanlı kadınlarla dolu, biliyor musunuz?
Hepsinden nefret mi edeceksiniz?
Nefret ederseniz ne yapacaksınız?
Vatanın Anadolu bölümüne gidemeyecek misiniz?
Bağdat Caddesi, Nişantaşı, Tunalı Hilmi mi “vatanınız” olacak?
Hele Güneydoğu...
Ben gittim gördüm, biliyor musunuz oradaki herkes Kürt.
Şimdi ne olacak?
Onlardan da mı nefret edeceksiniz?
Vatanın o bölümüne de gidemeyeceksiniz demek ki.
Gidemeyeceğiniz yerler çoğalıyor, bilmem farkında mısınız?
Siz “vatanı sevdiğinizi” söylerken tam olarak hangi bölgeyi söylüyorsunuz?
İstanbul, Ankara, İzmir civarını mı?
O şehirlerin de bazı bölümlerini tabii.
Varoşlar pek size uygun değil, ben size söyleyeyim.
Oralara gidemezsiniz.
Başörtülülerle Kürtler var oralarda.
Hatta duyduğuma göre Çankaya’da da bir başörtülü hanım varmış.
O hanım oradayken CHP’lilerle generaller Çankaya’ya da gidemiyorlarmış.
Çankaya da pek “vatan” sayılamıyor anladığım kadarıyla.
Gidemediğiniz yer vatanınız değildir çünkü.
Siz nerelere gidebiliyorsunuz?
Bir saysanıza gidebildiğiniz yerleri.
Sizin önümüzdeki yirmibeş yıllık planınız, elli bin Kürt öldürüp, karakolları bastırıp, işkenceler yapıp, davalar açıp, çeteleri alkışlayıp gittikçe daralan küçük bölgelerde, kendi halkınızdan nefret edip korkarak yaşamak mı?
Ne plan ama...
Ne vatansever bir plan.
Çok da zekice.
Zeki bir vatansever kendi ülkesinin geleceği ile ilgili böyle planlar kurmalı işte.
Allah muhafaza bir albay başörtülü bir kıza ödül verirse, generaller türbanlı bir kadının elini sıkarsa, Kürtlere eşit haklar verilirse, insanlar özgür olursa, düşüncelerini söyleyenler serbest kalırsa ülke mahvolur biliyor musunuz?
Öyle güzel bir cumhuriyet kurmuşsunuz ki...
Cumhur özgürleştikçe kurduğunuz cumhuriyetin batacağını düşünüyorsunuz.
Cumhur özgür olmasın o zaman.
Cumhurun özgür olmadığı bir cumhuriyet...
Her vatansever böyle bir cumhuriyet hayal eder, öyle değil mi?
Aslında padişahlar da böyle bir cumhuriyet hayal ediyorlardı herhalde.
Onlar tam istedikleri gibi bir baskı kuramadılar.
Siz kurdunuz.
Kutlarım sizi.
Cumhursuz bir cumhuriyetiniz...
Hiçbir yerine gidemediğiniz bir vatanınız var.
Ne de çok seviyormuşsunuz vatanınızı...
Ya bir de sevmeseymişsiniz?

Ahmet Altan

kaynak: http://www.taraf.com.tr/makale/2449.htm

Kırılgan




Kırılgan bir çocuğum ben
Yüreğim cam kırığı
Bütün duygulardan önce
Öğrendim ayrılığı
Saldırgan diyorlar bana
Oysa kırılganım ben
Gözyaşlarım mücevher
Saklıyorum herkesten
Ürküyorlar gözümdeki ateşten
Ürküyorlar dilimdeki zehirden
Ürküyorlar o dur durak bilmeyen
gözükara cesaretimden

Diyorlar: Bir yanı sarp bir uçurum,
Bir yanı çılgın dağ doruğu.

Oysa böyle yapmasam ben
Nasıl korurum içimdeki çocuğu?
Bir yanım çılgın nar ağacı
Bir yanım buz sarayı.

Murathan Mungan

Hayırlı Bayramlar...


Unuttuklarını anımsa,
Kaybettiysen ara,
Özlediysen git bul, kırdıysan af dile,
Kırıldıysan affet, seviyorsan söyle
Çünkü;bugün bayram!
Hayırlı Bayramlar Dileğiyle...

-Gül-

Senmişsin...


kaç gönül gezsemde, yine senin olacagım.
bir başkasını sevdigimi söyledim.
ama yine de bende sen olacaksın.
çok erken sen ve ben için,
zaman lazım, uzun yıllar lazım...
solsa da yaşama istegin,
yine ömrümüzün son zamanlarında
yaşanılacak aşkımız olacak.
biliyorum! kızıyorsun bana,
bir başkasına sevdalandım diye...
sevdalandım ama yine sen varsın bende.
git sende gönüller gez,
gezmedin mi ki?

sonra bu dünya'da,
yine birlikte olacagız.
olsa da yaşımız topragın çekecegi kadar...

bu hayal degil,
gerçekleştigi gün anlayacaksın.
şimdi kök salıyoruz
birbirimizin kalplerine,
sonra bir fırtına çıkacak
ve geriye kalan kökler olacak.
yıllarca kalplerimizin derinlerine indirdigimiz...
kökleri salarken,
çok büyük yalanlara başvurduk.
kanıyoruz ikimizde,
gerçekleri bildigimiz halde...

birgün gerçekler kendini ortaya attıgında.
şaşırmış gibi yapacagız ama,
bekledigimizde bu degil miydi?
sonra bir suskunluk düşecek ikimize,
utanacagız,korkacagız.
ama bozulacak suskunlugumuz,
elim eline degdiginde...

ve sonra,
yerle bir edecegiz tabularımızı,
ben senden daha cesaretli olacagım.
ve ilk defa söyleyecegim "seni sevdigimi"...
seviyorum seni diyecegim.
"bende seni" diyeceksin ve ekleyeceksin
"hayatında ilk degilim"...
dolaştım gönüller ama yine de sana döndüm.
çünkü;
tanımım,ifadem SENMİŞSİN...

fatihokudu

Hoşgeldin Ey Ramazan!...


"Cennet, her yıl ramazan ayının gelişiyle süslenip ziynetlenir."
Hadis-i Şerif
~
"Selam sana olsun ey Ramazan ayı ki, hiç bir ay seninle fazilette yarışamaz."
Hadis-i Şerif

~
"Gökyüzünün kapıları Ramazan ayının ilk gecesi açılır ve son gününün gecesine kadar kapanmaz."
Hadis-i Şerif
~
"Kim ramazan ayında (Allah'ın kitabından) Kur'an'dan bir ayet okursa, diğer aylarda Kur'an hatmeden kimse gibidir."
İmam Sadık (a.s)
~
"Kim Ramazan ayını oruçlu geçirir ve haramlardan ve iftiradan sakınırsa, Allah ondan razı olur ve cenneti ona farz kılar."
Hadis-i Şerif
~
"Ramazan ayının diğer aylara üstünlüğü Resulullah'ın diğer peygamberlere üstünlüğü gibidir."
İmam Bakır (a.s)
~
"Ramazan ayı öyle bir aydır ki, başlangıcı rahmet, ortası mağfiret ve sonu Cehennem ateşinden kurtulmadır."
Hadis-i Şerif
~
"Cennetin Reyyan adlı bir kapısı vardır; o kapıdan ancak oruç tutanlar girecektir."
Hadis-i Şerif
~
"İnsan, ramazan ayının faziletini bilseydi, yılın hepsinin ramazan olmasını isterdi."
Hadis-i Şerif
~
"Allah, orucu zengin ile fakir eşit olsunlar diye farz kıldı."
İmam Sadık (a.s)
~
"Oruç tutun ki sıhhatli (sağlıklı) olasınız."
Hadis-i Şerif
~
"Oruç tutanın duası reddedilmez."
Hadis-i Şerif

kaynak: http://esmalale.blogcu.com/hosgeldin-ey-ramazan_22949401.html

kaynak için teşekkürler... ( Ç-alıntı yapmam için izin verdigine eminimdir. )